
Ayakkabınızı giyerken topuğunuzun arkasında bıçak gibi bir ağrı hissediyorsanız, günün sonunda ayakkabıyı çıkarınca o bölgedeki kızarıklık ve şişliğe bakıp “Bende acaba haglund deformitesi mi var?” diye düşünüyorsanız, yalnız değilsiniz. Bu sorun, hem aktif spor yapanlarda hem de gün boyu ayakta kalan çalışanlarda düşündüğümüzden çok daha yaygın görülen bir topuk problemi.
İçerik:
Haglund deformitesi nedir? Kısaca, ama gerçekten anlaşılır şekilde anlatalım
Önce en temel soruyla başlayalım: haglund deformitesi nedir? Aslında bu durum, topuk kemiğinin (kalkaneus) arka-üst kısmında zamanla gelişen kemiksi bir çıkıntıdan ibaret. Bu çıkıntı, hemen arkasından geçen Aşil tendonuna ve çevresindeki yumuşak dokulara sürtünmeye başlıyor. Bir süre sonra bu sürtünme, hem iltihaplanmayı hem de her adımda hissedilen inatçı bir ağrıyı beraberinde getiriyor.
Bizim gözlemimiz, çoğu kişinin bu tabloyu uzun süre “normal yorgunluk” ya da “ayakkabı vurması” zannetmesi. Oysa topuk arkasında belirgin bir sertlik, ayakkabının arka kısmına sürtünmeyle artan ağrı ve zaman zaman kızarıklık, bize güçlü şekilde Haglund deformitesini düşündürebiliyor. Yine de elbette kesin tanı için mutlaka bir ortopedi uzmanının değerlendirmesi, gerekirse röntgen ve MR görüntülemesi şart.
Haglund deformitesi sebebi: Neden topuk kemiği böyle tepki veriyor?
“Peki bu kemik çıkıntısı durduk yere mi oluşuyor?” sorusu akla geliyor. Burada devreye haglund deformitesi sebebi dediğimiz mekanizma giriyor. Aslında vücut kendince bir savunma tepkisi veriyor. Topuk kemiği ile Aşil tendonu arasındaki bölge, sürekli baskı ve sürtünmeye maruz kaldığında kemik kendini korumak için orayı kalınlaştırıyor, bir nevi zırh oluşturuyor. Biz de bu kalınlaşmayı, kemik çıkıntısı olarak hissediyoruz.
Haglund deformitesi neden olur sorusuna biraz daha detaylı bakalım:
- Genetik yapı: Kimi insanların topuk kemiği anatomik olarak daha dik ya da çıkıntılı yapıda. Bu kişilerde, yanlış ayakkabı seçimiyle sorun çok daha kolay tetiklenebiliyor.
- Yüksek kavisli ayak (pes cavus): Ayak kemerinin normalden daha yüksek olması, topuk yükünü farklı noktalara bindirerek bu bölgeyi hassas hale getirebiliyor.
- Sert arka topuklu ayakkabılar: Özellikle arka kısmı sert, dar ve topuğu sıkan ayakkabılar, topuk kemiğine her adımda baskı uyguluyor.
- Kısa ve gergin Aşil tendonu: Aşil tendonunun yeterince esnek olmaması, her adımda topuk arkasındaki dokulara daha fazla çekilme kuvveti yansıtıyor.
- Tekrarlayan yüklenme: Uzun mesafe koşucuları, dansçılar, saha sporcuları veya mesleği gereği gün boyu ayakta olanlar risk grubunda.
Dolayısıyla, “Ben ne yaptım da başıma geldi?” diye düşünmek yerine, ayak yapısı, ayakkabı tercihleri ve günlük hareket alışkanlıklarını birlikte değerlendirmek gerekiyor. Bize göre haglund deformitesi neden olur sorusunun cevabı, çoğunlukla bu üçlünün dengesinin bozulmasında saklı: yapı + yük + ayakkabı.
Haglund deformitesi nasıl anlaşılır? Evde fark edebileceğiniz ipuçları
Her topuk ağrısı Haglund değildir elbette. Fakat haglund deformitesi nasıl anlaşılır diye soruyorsanız, bazı tipik işaretler var. Bunları bilmek, en azından hekime giderken kafanızdaki tabloyu netleştirmenize yardımcı olur.
- Topuk arkasında sert, kemiksi bir şişlik ya da kabarıklık hissi
- Ayakkabının özellikle arka ve üst kısmına sürten bir çıkıntı hissi
- Uzun süre ayakta kalınca artan, dinlenince azalan ağrı
- Koşu, zıplama, merdiven inip çıkma gibi hareketlerde belirginleşen hassasiyet
- Ayakkabı çıkınca topuk arkasında kızarıklık, bazen hafif ısı artışı
Tabii bu bulguların tek başına kesin tanı anlamına gelmediğini vurgulamak gerekir. Topuk dikeni, aşil tendiniti, bursit gibi farklı problemler de benzer şikayetlere yol açabiliyor. O yüzden kendi kendinize “tamam, bende Haglund var” demek yerine, bu bulguları bir ortopedi uzmanıyla paylaşmak en doğrusu.
Haglund deformitesi belirtileri: Hangi şikayetler ciddiye alınmalı?
Haglund deformitesi belirtileri genelde yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Bir sabah uyanıp bir anda başlayan bir ağrıdan ziyade, günler, haftalar içinde artan bir rahatsızlık tarif ediliyor. Hastaların sık dile getirdiği belirtileri şöyle özetleyebiliriz:
- Topuk arkasında lokalize ağrı: Özellikle ayakkabıyı giyip ilk adımları attığınızda hissedilen keskin ya da yanıcı tarzda ağrı.
- Şişlik ve kızarıklık: Topuğun arka üst kısmında küçük bir yumru gibi duran şişlik ve çevresinde kızarıklık.
- Ayakkabı vurması hissi: Özellikle yeni ya da sert bir ayakkabı giyildiğinde artan baskı ve sürtünme hissi.
- Sabah tutukluğu: Sabah ilk kalktığınızda birkaç adımda yoğun ağrı, açıldıkça bir miktar hafifleme.
- Merdiven çıkarken zorlanma: Aşil tendonunun daha fazla gerildiği hareketlerde artan rahatsızlık.
Bizce burada önemli olan, şikayetlerin süreklilik kazanması. Birkaç gün süren basit bir vurukla aylarca süren, giderek şiddetlenen bir topuk ağrısı aynı kefeye konmamalı. Uzayan, günlük yaşam kalitesini bozan her tablo mutlaka hekim tarafından değerlendirilmeli.
Tanı süreci: Haglund deformitesi nasıl görülür, neler yapılır?
Tanı aşamasında, hekim önce sizin öykünüzü dinler, ardından ayağınızı muayene eder. Topuk arkasındaki kemik çıkıntının şekli, hassasiyetin yeri, Aşil tendonunun durumu ve ayak yapınız (yüksek kavis, düz taban vb.) değerlendirilir. Nokta atışı sorulardan biri genelde “Bu ayakkabıyla mı daha çok ağrıyor?” sorusudur ki, çoğu kişi özellikle sert arkalıklı ayakkabılarla şikayetlerin belirgin arttığını söyler.
Görüntüleme aşamasında ise:
- Ayak röntgeni: Topuk kemiğinin arka-üst kısmındaki çıkıntının boyutunu ve açısını gösterir.
- MR (Manyetik Rezonans): Aşil tendonundaki hasar, çevre yumuşak dokularda bursit veya enflamasyon varlığını ayrıntılı gösterir.
Bu sayede sadece kemik çıkıntı değil, ona eşlik eden tendon ve yumuşak doku problemleri de ortaya konur. Çünkü tedavi planı, çoğu zaman bu yapısal tabloya göre şekillenir.
Haglund deformitesi nasıl iyileşir? Her zaman ameliyat gerekir mi?
Gelelim en çok merak edilen noktaya: haglund deformitesi nasıl iyileşir ve herkesin kafasındaki o soru: “Bıçak altına yatmak şart mı?” Açık konuşmak gerekirse, her vakada cerrahi şart değil. Hatta birçok hastada ilk tercih, konservatif yani ameliyatsız yöntemler oluyor.
Bu yöntemleri kabaca şöyle özetleyebiliriz:
- Ayakkabı değişikliği: Topuğu sıkan, arkası sert ayakkabıları bırakmak çoğu zaman ilk ve en etkili adım. Arkası yumuşak, topuk kısmı geniş ve sürtünmeyi azaltan ayakkabılar büyük fark yaratabiliyor.
- Topuk yastıkları ve tabanlıklar: Topuk bölgesini 1–2 cm yükselten yumuşak destekler hem Aşil tendonundaki gerilimi azaltıyor hem de kemik çıkıntısıyla ayakkabı arasına tampon bir katman ekliyor.
- Buz uygulaması: Özellikle gün sonunda 15–20 dakikalık buz uygulamaları, ağrı ve şişliği azaltmaya yardımcı olabilir.
- İlaç tedavisi: Hekimin uygun gördüğü anti-enflamatuar ilaçlar, akut dönemde ağrıyı ve inflamasyonu hafifletebilir.
- Fizik tedavi ve egzersiz: Aşil tendonu ve baldır kaslarına yönelik germe ve güçlendirme egzersizleri uzun vadede en kalıcı rahatlamayı sağlayan yöntemlerden biridir.
- Enjeksiyon tedavileri: Seçilmiş vakalarda, uzman hekim tarafından planlanan enjeksiyon uygulamaları ağrının kontrolünde rol oynayabilir.
Haglund deformitesi tedavisi kişiye özel bir plan gerektiriyor. Bazı hastalar yalnızca ayakkabı değişikliği ve düzenli egzersizle ciddi rahatlama yaşarken, bazı hastalarda yıllardır süren, inatçı bir tabloya müdahale etmek gerekebiliyor. Burada kilit nokta, sabırlı olmak ve süreci deneyimli bir ortopedi uzmanıyla birlikte yönetmek.
Haglund deformitesi tedavisi: Günlük hayatta nelere dikkat edilmeli?
Hangi tedavi yöntemi uygulanırsa uygulansın, günlük hayattaki küçük alışkanlıklar iyileşme sürecini ciddi anlamda etkiliyor. Bizce gözden kaçırılmaması gereken bazı noktalar şöyle:
- Topuk arkası sert ayakkabılardan uzak durmak
- Özellikle ağrılı dönemlerde terlik veya arkası açık, yumuşak ayakkabıları tercih etmek
- Uzun süre ayakta kalmayı gerektiren aktiviteleri mümkün olduğunca bölmek
- Merdiven inip çıkma ve koşu gibi yüksek impact’li aktiviteleri kontrollü yapmak
- Düzenli esneme egzersizlerini ihmal etmemek
Bu küçük görünen adımlar, özellikle erken dönemde Haglund deformitesinin ilerlemesini yavaşlatabilir ve bazen şikayetleri büyük ölçüde azaltabilir.
Haglund deformitesi ameliyatı: Ne zaman gündeme gelir?
Haglund deformitesi ameliyatı çoğunlukla şu durumlarda masaya yatırılıyor (kelimenin tam anlamıyla):
- Uzun süredir devam eden ve günlük hayatı ciddi şekilde kısıtlayan ağrı
- Ayakkabı değişikliği, fizik tedavi, ilaç, enjeksiyon gibi yöntemlere rağmen geçmeyen şikayetler
- MR’da Aşil tendonunda ileri düzey hasar veya yırtık riski görünmesi
Ameliyatın temel amacı, topuk arkasındaki kemik çıkıntıyı temizleyip Aşil tendonuna ve çevre dokulara binen baskıyı ortadan kaldırmak. Uygulanan cerrahi teknik, hastanın yaşına, faaliyet düzeyine, deformitenin derecesine ve eşlik eden tendon hasarına göre değişebiliyor.
Açık ameliyat ve kapalı (artroskopik) ameliyat farkı
Genel olarak iki ana yöntemden söz edilir:
- Açık ameliyat: Topuk arkasında küçük bir kesi yapılarak kemik çıkıntı temizlenir, gerekirse bursit ve hasarlı dokular alınır. Aşil tendonuna müdahale edilecekse aynı kesi üzerinden işlem yapılır.
- Kapalı (artroskopik) ameliyat: Daha küçük kesilerden kamera ve özel cerrahi aletler ile girilerek kemik çıkıntı temizlenir. Avantajı, çoğu hastada daha hızlı toparlanma ve günlük hayata daha hızlı dönüş olmasıdır.
Elbette hangi tekniğin uygulanacağına, hastanın tüm klinik durumu değerlendirilerek cerrah karar verir. Bizce burada hastanın beklentilerini, günlük aktivite düzeyini ve şikayetlerinin süresini açıkça anlatması da çok önemli.
Haglund deformitesi ameliyatı sonrası iyileşme süreci
İyileşme süreci, uygulanan cerrahi tekniğe ve Aşil tendonunun ne kadar etkilendiğine bağlı olarak değişiyor. Ancak kabaca:
- İlk günlerde istirahat, ayak elevasyonu ve buz uygulaması önemlidir.
- Hekim izin verene kadar, yük verme ve basma kademeli olarak düzenlenir.
- Dikişler yaklaşık 10–14 gün içinde alınır (cerrahın tercihine göre değişebilir).
- Fizik tedavi süreciyle birlikte, yürüme paterni ve kas güçlenmesi desteklenir.
- Spor aktivitelerine dönüş genellikle birkaç ayı bulabilir; bu süre tamamen kişiye ve ameliyatın kapsamına göre değişir.
Burada altını çizmek istediğimiz nokta şu: Ameliyat, tek başına mucizevi bir son düğme değil. Operasyon sonrası dönemde gerekli egzersizleri yapmak, doğru ayakkabıları giymek ve hekimin önerilerine uymak, uzun vadeli başarının olmazsa olmazı.
Haglund deformitesi kanser mi? Endişeleri biraz olsun dağıtalım
Topuğun arkasında elle hissedilen bir kitle fark eden pek çok kişi, ister istemez “Ya kötü bir şeyse?” diye düşünüyor. Açık konuşalım: Haglund deformitesi, kötü huylu bir tümör veya kanser değildir; iyi huylu kemik büyümesidir. Yani büyüme şekli, neden oluştuğu ve davranışı bakımından kanserli bir dokudan tamamen farklıdır.
Yine de topukta hızla büyüyen, cildi kızartan, gece ağrılarını artıran veya vücudun başka şikayetleriyle birlikte seyreden her kitle mutlaka ciddiye alınmalı ve bir ortopedi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Sonuçta biz ne kadar bilgi sahibi olursak olalım, nihai teşhis için muayene ve görüntüleme gerekir.
Ayakkabı seçimi ve tabanlık kullanımı: Küçük dokunuşlarla büyük fark
Haglund deformitesini anlamak kadar, onu tetikleyen faktörleri kontrol altına almak da önemli. Özellikle ayakkabı seçimi burada kilit rolde. Topuğun arka kısmını adeta kelepçe gibi saran sert, dar ayakkabılar, bu deformitenin hem ortaya çıkmasını hem de ilerlemesini hızlandırabiliyor.
Bu nedenle Haglund problemi yaşayan birinin ayakkabı seçiminde dikkat etmesi gereken başlıca noktalar şunlar:
- Topuk arkasının yumuşak ve esnek malzemeden üretilmiş olması
- Topuk yüksekliğinin tamamen düz olmaması; hafif topuklu ya da drop’lu (yüksekliği hafifçe topukta fazla) modeller tercih edilmesi
- Topuk arkasında kemik çıkıntıya baskı yapmayacak genişlikte kalıp
- Tercihen nefes alabilen, esnek kumaş veya yumuşak deri kullanılması
- Ağrının arttığı dönemlerde sırtı açık terlik ya da sandaletlerle topuk bölgesinin rahatlatılması
Tabanlık tarafında ise, topuğu 1–2 cm yükselten, yumuşak destekli topukluklar genellikle iyi sonuç verebiliyor. Ancak burada da en doğrusu, kişiye özel değerlendirme ile ortopedi veya fizik tedavi uzmanının önerisine göre hareket etmek.
Haglund deformitesi nasıl iyileşir sorusuna geri dönelim: Egzersizlerin rolü
Egzersiz konusu çoğu zaman göz korkutucu geliyor ama aslında temel amaç çok net: Aşil tendonunu ve baldır kaslarını hem esnetmek hem de güçlendirmek. Bu sayede topuk arkasındaki baskı azalıyor, hareket sırasında oluşan çekme kuvveti daha dengeli dağıtılıyor.
Genel çerçevede önerilebilen egzersizler (uzman eşliğinde planlanmak şartıyla) şunlardır:
- Aşil tendonu germe hareketleri
- Merdiven basamağında kontrollü esneme çalışmaları
- Ayak tabanını yuvarlak bir cisim üzerinde gezdirme (top veya soğuk şişe)
- Duvara karşı baldır kası germe egzersizleri
Burada önemli olan nokta, egzersizlerin ani ve sert hareketlerle değil, kontrollü ve düzenli biçimde yapılmasıdır. Bir gün çok, üç gün hiç mantığı yerine, her gün az ama tutarlı bir program çok daha anlamlı sonuç verir.
Haglund deformitesiyle yaşamak: Spor, günlük hareket ve yaşam kalitesi
“Haglund deformitesi spor yapmaya engel mi?” sorusunun cevabı, biraz da ağrının şiddetine ve tedavi sürecine gösterilen özenle ilgili. Ağrının çok yoğun olduğu dönemlerde, koşu ve zıplama gibi yüksek etkili aktiviteler elbette önerilmez. Ancak yüzme, bisiklet gibi topuk yükünü nispeten azaltan sporlar çoğu zaman daha tolere edilebilir seçeneklerdir.
Özetle:
- Akut ağrı dönemlerinde yük azaltılmalı
- Şikayetler hafiflediğinde, uygun ayakkabı ve ısınma egzersizleriyle koşu gibi sporlara dönüş planlanabilir
- Her zaman hekim ve fizyoterapistin önerdiği sınırlar içinde kalınmalı
Bizce en gerçekçi yaklaşım, “Artık hiçbir şey yapamam.” karamsarlığı ile “Hiçbir şeyim yokmuş gibi davranırım.” inadı arasında dengeli bir noktayı bulmak. Ne tamamen pes etmek, ne de vücudun verdiği sinyalleri yok saymak iyi bir fikir.
Son söz: Haglund deformitesi tedavi edilebilir bir durumdur
Toparlayacak olursak; haglund deformitesi yaygın, çoğu zaman ihmale uğramış ama doğru yönetildiğinde kontrol altına alınabilir bir problem. Haglund deformitesi nedir, haglund deformitesi neden olur, haglund deformitesi belirtileri nelerdir, haglund deformitesi tedavisi nasıl planlanır ve gerekirse haglund deformitesi ameliyatı hangi şartlarda gündeme gelir gibi soruların tamamı, aslında aynı resmin parçaları. Önemli olan, bu resmi kendi hayatınıza uyarlarken süreci yalnız yürütmemek ve uzman desteğini ihmal etmemek.
Eğer topuk arkasında inatçı bir ağrı, ayakkabı giyerken sizi rahatsız eden bir kemik çıkıntısı veya günlük yaşam kalitenizi bozan şikayetler yaşıyorsanız, bunu “nasıl olsa geçer” diye ertelemek yerine, bir ortopedi uzmanına görünmeniz en sağlıklı adım olacaktır. Erken dönemde alınan önlemler, bazen sizi ileride bir ameliyattan bile koruyabilir. Daha detaylı bilgi almak, uzman görüşü ve tedavi seçeneklerini incelemek isterseniz, şu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz: https://www.utkuerdemozer.com/
Bu Yazıya Tepkin Ne Oldu ?



